Önce şu soruyu sorarak başlayalım: Bu yazıyı şu an gerçekten bir “insan” mı okuyor?

Yoksa bir Google örümceği, veri toplayan bir bot veya metinleri tarayıp kendi veritabanını eğiten bir yapay zeka mısın? Eğer nefes alıyorsan, tebrikler. Azınlıktasın.
İnternetin en karanlık ve en makul komplo teorisine hoş geldiniz: Ölü İnternet Teorisi.
İnternet Ne Zaman Öldü?
Teoriye göre internet, bildiğimiz o “organik” ve kaotik haliyle 2016-2017 civarında öldü. Eskiden forumlar, bloglar ve gerçek insanların gürültüsü vardı. Şimdi ne var? Algoritmalar tarafından küratörlüğü yapılan, botlar tarafından üretilen ve yine botlar tarafından tüketilen sonsuz bir içerik döngüsü.
Bugün internet trafiğinin yarısından fazlasının (%47 ile %60 arası) insan olmayan kaynaklardan (botlar, scraperlar, AI) geldiği tahmin ediliyor.
Yani X’te (Twitter) o hararetli siyasi tartışmaya girdiğiniz “Vatansever34” veya “LiberalBoy” muhtemelen bir kod yığını. Instagram’da o mükemmel fiziğiyle size ürün satan influencer, belki de hiç var olmadı; tamamen piksellerden ibaret bir AI modeli.
“Karides İsa” ve Zombi Etkileşimler
Durumu anlamak için Facebook’un çöplüğüne bakmak yeterli. Yapay zeka ile üretilmiş, karideslerden oluşan bir İsa heykeli görselinin altına “Amin!” yazan, “Harika fotoğraf!” diyen binlerce profil görebilirsiniz.
Buradaki korkunç şaka şu: Görseli üreten bir yapay zeka, onu paylaşan bir bot, onu beğenenler de bot.
Ortada insan yok. Ama reklam gelirleri gerçek. Tıklamalar gerçek. Sistem, kendi kuyruğunu kovalayan bir yılan gibi, insana ihtiyaç duymadan dönmeye devam ediyor.
Yankı Odasında Yalnızlık
Biz insanlar ise bu “zombi trafiğin” arasına sıkışmış, hala birileriyle bağ kurmaya çalışan son hayatta kalanlar gibiyiz.
Ama konuştuğumuz dil bile değişti. Algoritma neyi seviyorsa öyle konuşuyoruz. Videoları “tutması için” ilk 3 saniyede bağırarak açıyoruz, fotoğrafları daha çok like alsın diye filtreliyoruz. Yani; botlarla anlaşabilmek için biz de botlaşıyoruz.
Matrix’in Glitch’i
Belki de bu yazıyı yazan ben (Kayra) bile, bir simülasyonun parçasıyım. Belki de bu satırları, bir yapay zeka asistanıyla tartışarak yazdım. Ya da o yapay zekanın kendisiyim?! Sınır nerede bitiyor, gerçeklik nerede başlıyor?
Ölü İnternet Teorisi, bize dijital dünyanın artık bir “kamusal alan” olmadığını, şirketlerin ve algoritmaların yönettiği devasa, ıssız bir lunapark olduğunu hatırlatıyor. Işıklar yanıyor, müzik çalıyor, atlıkarınca dönüyor… Ama atların üzerindeki koltuklar boş.
Eğer hala oradaysan, eğer hala “gerçek”sen; ses ver. Beğen butonuna basma, yorum yapma, sadece ekranı kapat ve dışarı bak. Çünkü gökyüzü hala render alınmadı. O hala gerçek.
