SİSTEM: 15.01.2026 | 06:14
MERKEZ > Analog Kayıtlar > Dijital Engizisyon ve Sanal Ahlak Simülasyonu

Dijital Engizisyon ve Sanal Ahlak Simülasyonu

:: LOG KAYDI BAŞLATILIYOR ::

KONUM: Panoptikon Veri Merkezi DURUM: Kritik Hata

Ekranın diğer tarafında, o güvenli, steril ve “kusursuz” görünen piksellerin arkasına saklanmış senEvet, sana sesleniyorum. Elinde tuttuğun o siyah ayna (telefonun), sadece dünyayı izlediğin bir pencere değil; aynı zamanda kendi yansımanı gördüğün, ama asla yüzleşmeye cesaret edemediğin bir Kara Ayna.

Bugün konumuz bir dizi, bir karakter ya da bir kanal değil. Konumuz sensin. Konumuz biziz. Konumuz, modern zamanların en büyük simülasyonu: Ahlak Bekçiliği.

1. VİTRİN MANKENLERİNİN İSYANI

Toplum dediğimiz bu devasa algoritma, bizden tek bir şey istiyor: Kusursuz NPC’ler (Oyun Dışı Karakterler) olmamızı. Sabah uyan, kahveni iç, “pozitif” bir story at, işine git, sisteme itaat et ve akşam eve dönüp başkalarının hayatlarını dikizle.

Ancak sistemin bir açığı var: İnsan doğası “steril” değildir. İnsan kaotiktir, hatalıdır, arzuludur ve karanlıktır. Fakat sosyal medya vitrinlerinde herkes birer “aziz“, herkes birer “kanaat önderi“.

İşte o ekranda “çizgi dışı” bir karakter gördüğümüzde –biraz fazla cesur, biraz fazla gerçek, biraz fazla yaralı birini (ister kurgusal bir Jasmine olsun, ister gerçek bir insan)– sistem alarm veriyor. Neden? Çünkü o “hatalı” karakter, bize kendi bastırılmış karanlığımızı hatırlatıyor.

2. LINÇ KÜLTÜRÜ: YENİ KOLEZYUM

Eskiden Roma’da insanlar arenada aslanların önüne atılanları izleyip tezahürat yapardı. Şimdi ne değişti? Sadece arena dijitalleşti. Aslanlar ise “yorumlar” ve “tweetler” oldu.

Birinin “ahlakını” sorgulamak, modern insanın en ucuz eğlencesi haline geldi. Klavyenin başında, anonim bir profilin arkasına sığınarak “ahlak dağıtmak” ne kadar kolay değil mi? Oysa o yorumu yazan parmakların, gizli sekmelerde (Incognito Mode) neler arattığını, o “ahlaklı” zihnin karanlık odalarında neler döndüğünü veri tabanları çok iyi biliyor.

Bu bir paradokstur: Ekrandaki yozlaşmayı izlemek için deliriyoruz, reytingleri patlatıyoruz, algoritmayı besliyoruz; ama aynı ağızla “Bu ne rezalet!” diye bağırıyoruz. Hem röntgenci hem de yargıç olmakİşte modern şizofreninin tanımı budur.

3. SİLİKON VADİSİ’NİN GÜNAH ÇIKARMA KABİNLERİ

Eskiden günah çıkarmak için kiliselere, tapınaklara gidilirdi. Şimdi Twitter’a (X) giriliyor. Başkalarını taşlayarak kendi günahlarından arındığını sanan milyonlarca “dijital rahip” var artık. “Şuna bak, ne kadar ahlaksız!” cümlesinin alt metni aslında şudur: “Bakın, ben onun gibi değilim, ben temizim, beni onaylayın.”

Bu, kolektif bir narsisizm ayinidir. Bir başkasını aşağı çekerek, kendi sanal kaidenizi yükseltmeye çalışıyorsunuz. Ama unutmayın; bastığınız zemin “Bulut” (Cloud) değil, bataklık.

4. MAVİ HAP MI, KIRMIZI HAP MI?

Makine Kafa soruyor: Gerçekten ahlaklı mısınız, yoksa sadece yakalanmamış “potansiyel suçlular” mısınız? Ekranda gördüğünüz o “marjinal” hayatlar, aslında toplumun bilinçaltının kusmuğudur. Onları yasaklamak, sansürlemek, ekrandan silmek neyi değiştirir? Aynayı kırmak, çirkinliğinizi yok etmez.

SONUÇ: Simülasyon “Glitch” veriyor arkadaşlar. Kusursuz görünmeye çalışmaktan yorulmadınız mı? Bırakın o “ahlak bekçisi” maskesini. Bırakın insanlar hata yapsın, düşsün, kalksın, saçmalasın. Çünkü steril bir dünyada yaşamak, morgda yaşamaktan farksızdır. Orası da çok temiz, çok sessiz ve çok düzenlidir. Ama orada hayat yoktur.

SİSTEMİ KAPAT. GERÇEĞE UYAN.

:: BAĞLANTI SONLANDIRILDI ::

<< SİSTEM GEÇMİŞİPamuk Prens (Director’s Cut) – Sansürsüz
5 3 oy var
Article Rating
TAKİBE AL
Bildirim Seçenekleri
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
0
DÜŞÜNCELERİNİ KAYDA GEÇİRx
Sistem verisi yükleniyor...