SİSTEM: 15.01.2026 | 07:46
MERKEZ > Manşet

Dijital Engizisyon ve Sanal Ahlak Simülasyonu

:: LOG KAYDI BAŞLATILIYOR :: KONUM: Panoptikon Veri Merkezi DURUM: Kritik Hata Ekranın diğer tarafında, o güvenli, steril ve “kusursuz” görünen piksellerin arkasına saklanmış sen… Evet, sana sesleniyorum. Elinde tuttuğun o siyah ayna (telefonun), sadece dünyayı izlediğin bir pencere değil; aynı zamanda kendi yansımanı gördüğün, ama asla yüzleşmeye cesaret edemediğin bir Kara Ayna. Bugün konumuz … Devamını oku

MERKEZ > Manşet

Pamuk Prens (Director’s Cut) – Sansürsüz

“Elma GDO’lu Çıktı, Prens Helyumlu… Masalın Bittiği Yer.” Çocukları pistten değil, direkt odadan çıkarın. Çünkü anlatacağımız bu masalda, prensler öpünce uyanmıyor, kaçıyor. Kraliçeler aynalara taş atıyor, devler ise ayakkabı boyacılığı yapıyor. İşte Disney’in size izletmediği, Grimm Kardeşlerin yazmaya cesaret edemediği o bozuk kayıt. B-Yüzü Masalları iftiharla sunar: PAMUK PRENS ve YEDİ DEV. Günün birinde bir … Devamını oku

MERKEZ > Manşet

Ölü İnternet Teorisi: Konuştuğumuz Kimse Gerçek Değil mi?

Önce şu soruyu sorarak başlayalım: Bu yazıyı şu an gerçekten bir “insan” mı okuyor? Yoksa bir Google örümceği, veri toplayan bir bot veya metinleri tarayıp kendi veritabanını eğiten bir yapay zeka mısın? Eğer nefes alıyorsan, tebrikler. Azınlıktasın. İnternetin en karanlık ve en makul komplo teorisine hoş geldiniz: Ölü İnternet Teorisi. İnternet Ne Zaman Öldü? Teoriye … Devamını oku

MERKEZ > Manşet

Şeytanın Avukatlığını Yapan Yasalar: Bir “Sistem Hatası” Olarak Adalet

Yıl 1999. Türkiye, tarihinin en büyük deprem felaketinin tozunu henüz üzerinden atamamışken, Ortaköy Mezarlığı’ndan gelen bir haberle ikinci kez sarsıldı. Bir genç kız; Şehriban Coşkunfırat, üç kişi tarafından “şeytana kurban edilmek” üzere vahşice katledildi. Sebep? Yok. Para? Değil. İntikam? Hayır. Sadece saf, nedensiz ve kapkara bir kötülük. O gün manşetlerde “Satanist Vahşeti” yazıyordu. Toplum dehşete … Devamını oku

MERKEZ > Manşet

Algoritmanın Duymadığı O Ses: Neden Yazıyorum?

Şu an bu satırları, şehrin o bitmek bilmeyen metalik uğultusunun tam ortasında yazıyorum. Metrodayım. Veya bir otobüs durağında.. Belki de kalabalık bir AVM’nin yemek katında, o plastik gürültünün içindeyim. Başımı kaldırıp etrafıma bakıyorum: Yüzlerce insan, yüzlerce yüz. Ama kimse gerçekten orada değil. Herkesin boynu bükük, herkesin yüzünde o soluk mavi ekran ışığı… Parmaklar sürekli yukarı … Devamını oku

Sistem verisi yükleniyor...