Pazar, Kasım 30

Algoritmanın Duymadığı O Ses: Neden Yazıyorum?

Şu an bu satırları, şehrin o bitmek bilmeyen metalik uğultusunun tam ortasında yazıyorum.

Metrodayım. Veya bir otobüs durağında.. Belki de kalabalık bir AVM’nin yemek katında, o plastik gürültünün içindeyim. Başımı kaldırıp etrafıma bakıyorum: Yüzlerce insan, yüzlerce yüz. Ama kimse gerçekten orada değil. Herkesin boynu bükük, herkesin yüzünde o soluk mavi ekran ışığı…

Parmaklar sürekli yukarı kayıyor. Kaydır, tüket, unut. Kaydır, tüket, unut.

Bir an durdum. Cebimdeki telefona gitti elim. O tanıdık dürtü. “Bir bakayım, dünyada neler oluyor?” yalanı. Aslında dünyada neler olduğunu merak ettiğimden değil, sadece o 15 saniyelik dopamin iğnesine ihtiyacım olduğundan. ‘Dikey video sendromu’na sahip olduğumdan belki…

Sonra elimi geri çektim. Ve kendime o soruyu sordum:

“Ben bu hızın, bu tüketim çılgınlığının neresindeyim?”

Hıza Karşı Bir Fren: Yazmak

Bugün, 2026’ya doğru giderken, oturup uzun uzun blog yazmak delilik gibi geliyor, biliyorum. “Kim okuyacak?” diyorlar.

“İnsanların dikkati 8-10 saniyeye düştü, video çek, dans et, trend ol.”

Ama benim derdim trend olmak değil. Benim derdim, o baş döndürücü hız treninden inmek.

Yazmak, benim için frene basmaktır. Yazmak, akıp giden o dijital nehrin kıyısına çıkıp, üzerindeki ıslak kıyafetleri kurutmaktır.

Bu siteyi, Makine Kafa‘yı bunun için kurdum. Çünkü beynimin içi, tıpkı bu şehir gibi gürültülü. Haberler, felaketler, yeni çıkan telefonlar, eski şarkılar, yarım kalmış sohbetler… Hepsi birer dişli gibi dönüp duruyor. Ve eğer bunları dışarı atmazsam, makine hata verecek.

Burası Benim Kaçış Tünelim

Burası kusursuz Instagram hayatlarının paylaşıldığı bir vitrin değil. Burası, “Başarılı olmanın 5 yolu”nu anlatan sıkıcı bir kişisel gelişim semineri de değil.

Burası; o kalabalıktan, o gürültüden, o “beğenilme” kaygısından kaçıp soluklandığım bir arka sokak. Biraz kirli, biraz dağınık ama en azından gerçek.

Burada, algoritmanın bize önermediği şeyleri konuşacağız. Bazen bir rock şarkısının sözlerinde kaybolacağız, bazen modern dünyanın saçmalıklarına güleceğiz, bazen de sadece susup gözlemleyeceğiz.

Eğer sen de o sonsuz kaydırma döngüsünden başını kaldırıp, “Bir dakika, ben neredeyim?” dediysen; doğru yerdesin.

Kulaklığını tak. Dünyanın sesini kıs. Kendi sesini aç.

Hoş geldin.

kasım 25’in sonlarında kayra kutay yazdı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir